VIZZZZZZ
close

ÜST PANEL

Morrissey, Radiohead, Björk, Jeff Buckley, Portishead, Nick Cave
Brit Rock TR
Module Information
  • module position: "cpanel"
  • max width: 600px
  • max height: 260px
Configuration
Use the template configuration to turned off the Top Panel. How does it look? Click here!


BRIT ROCK TR - Brit, Indie, Alternative, Post Punk, Punk Rock, Synthpop, Krautrock, New Wave, Progressive, Industrial, Psychedelic, Trip Hop, Drum & Bass, Electronic, Lo-Fi, Downtempo, Ambient, Chill Out, Psychill, World, New Age, Ethnic, Jazz


BİYOGRAFİLER
Aşağıdaki yazıların tamamı yazarlarının izni ile yayınlanmaktadır.

BJÖRK  -  Müzik dünyasına Björk adıyla giriş yapan Björk Gudmundsdottir hayatının büyük bir kısmını sınıflandırılmış bir müzik türüne ait olmamak için  deneysel ve sanatsal müzik  çalışmaları yaparak geçirdi. Onu sadece çıkardığı solo albümleriyle tanıyanlar daha önce üç farklı grupla çalışmalarda bulunup albüm çıkardığını öğrendiklerinde biraz şaşırabilirler... devamı

BELLE & SEBASTIAN -  Adını 60’lı yıllarda Fransız televizyonlarında yayınlanan, dağlarda yaşayan bir çocuk ve onun köpeğini konu alan bir çizgi filmden alan Belle & Sebastian, 1996 yılının başlarında Glasgow, İskoçya’da bir café’de kuruldu... devamı

BLUR -  Blur’ün hikayesi; 1980’li yılların sonunda, Damon Albarn ve Graham Coxon’un; Essex, Cochester’deki Stanway Comprehensive School’da, okul korosunda tanışmalarıyla başladı diyebiliriz. Blur; indie pop’la acid jazz’ın birleşiminden oluşan bir müzik tarzını benimsedi. Brit-Pop klasmanına sokabileceğimiz grubun kurucuları; Damon Albarn’da, Graham Coxon’da müzikle daha çok küçük yaştayken tanıştılar... devamı

CALEXICO -  Calexico; 80 ve 90'lı yıllarda, zamanlarının büyük bir çoğunu; Barbara Manning, Victoria Williams, Lisa Germano, Richard Buckner gibi sanatçılarla ve grupları Giant Sand'la çalışarak geçiren, bateride, ksilofonda, klavyede, perküsyonda ve akordiyonda John Convertino; bas gitarda, gitarda, çelloda, loop akordiyonda, klavyede ve vokalde Joey Burns tarafından 1996 yılında kuruldu... devamı

COLDPLAY -  Bu, tutku üzerine bir öykü. Ünlü olmak ya da televizyon için yeni reklam müzikleri yapmak yerine;  mükemmel şarkılar yazmak, gerçek bir içtenlikle ve hırsla müzik yapmak için bir grup kuran dört kişi hakkında. Solist Chris Martin: “Yapmacık olmadan dikkat çekebilecek, patlama yaratmadan  çarpıcı olabilecek ve şımarmadan insanları coşturabilecek bir alternatif olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Bazen durgun insanlar gibi davrandığımız için bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor gibi görünmek zor oluyor, fakat ruhsuz saçmalıklara karşı bir tepki olmak istedik.” diyor... devamı

DEPECHE MODE -  Depeche Mode, synthesizerları ve klavyeleri meşhur eden gruplardan biridir, ama muhtemelen şu ana kadarki en popüler ve başarılı olanı! Basildon/Essex li Andy Fletcher (d. 8 temmuz, 1960) Vince Clarke (d. 3 temmuz 1961) ve Martin Gore (d. 23 Temmuz, 1961) dan oluşan grup, gariptir ki ilk önce bir rock grubu olarak doğdu. Kendilerini "Composition of Sound" (Sesin Bestesi) diye adlandırdıktan yakın zaman sonra gitar rock tan, 80lerin popüler sound’u olan bol synthesizer’lı elektronik müziğe geçiş yapmaya karar verdiler... devamı

DUKE ELLINGTON -  Edward Kennedy, “Duke” denir). Amerikalı caz piyanocusu, bestecisi ve orkestra yöneticisi (Washington 1899 – New York 1974). İlk orkestrasını (Washingtonians) 1924’te kurdu. 1927 – 1932 arasında Harlem’deki Cotton Club’ın solocusuydu. Burada geliştirdiği “jungle” denilen üslup büyük ilgi gördü. 1933’te çıktığı ilk Avrupa turnesinden sonra caz müziğini yaymak amacıyla tüm dünyayı dolaştı. Çok verimli bir besteci olan Duke Ellington, virtüöz değildi, ama büyük bir piyanocuydu... devamı

ELVIS COSTELLO -  Elvis Costello'nun ilk albümü 1977 yılında yayınlandığında sanatçının sinik ve asi tavrı onu punk ve new wave patlamasının içine sürüklemişti. 'My Aim Is True' gelişigüzel dinlendiğinde Costello'nun punk'larla olan bağının yine kendisinin kontrol edemediği tutkusu olduğu görülüyordu. Bununla birlikte Costello müziğini icra ederken Tin Pan Alley Pop'undan, reggea'ye ve daha bir çok müzik türüne de açık bir tutum sergilemişti. Tüm kariyeri boyunca yaptığı müzikal eklektizmi aynı acımasız şarkı sözleri gibi tüm albümlerinde ayırt edilebilir bir özellik oldu... devamı

ERIC DOLPHY - Amerikalı caz flütçüsü, alto saksofoncusu ve bas klarinetçisi (Los Angeles 1928 - Berlin 1964). Sanat yaşamına Buddy Colette ile çalarak başladı. Daha sonra Chico Hamilton'un beşlisine katıldı. 1959'da, birlikte Antibes Festivali'ne katıldığı Charles Mingus'un orkestarasında çalması, Dolphy'ye ün sağladı... devamı

IGGY POP - Gerçek adı James Jewell Osterberg olan “Punk’ın Büyükbabası” Iggy Pop, 21 Nisan 1947’de Amerika – Michigan dünyaya geldi. James çok utangaç, sınavlarından her zaman iyi notlar alan bir çocuktu. Boş vakitlerinde, 1964 yılında katıldığı “Iguanas” adlı yerel bir rock grubunda davul çalıyordu. 1966 yılında okulundan başarılı bir şekilde mezun olan James bir gün ailesiyle birlikte arabada giderken radyoda Elvis’i duydu ve  “Buna müzik denemez, ben daha gerçekçi bir şeyler yapmalıyım” dedi... devamı

JEFF BUCKLEY - 1966 yılında Kaliforniya'da kült şarkı sözü yazarlarından Tim Buckley'nin oğlu olarak dünyaya gelen Jeff Buckley müzik dünyasının en başarılı ve akıllıca yazılmış şarkı sözlerine imza atarak benzerlerinden kendini ayırabilmiş ender rastlanan kişiliklerden biridir. Müzik dünyasına aslında lise yıllarında girmiş olsa da kendini ispatlayabilmesi 1990 yılında New York'un avant-garde camiasına girmesiyle gerçekleşti. New York'la tanışmadan önce Los Angeles'a müzik okumaya gitti ve burada da Shinehead başta olmak üzere bir çok jazz ve funk grubuyla çalıştı... devamı

JOHN COLTRANE - Amerikalı caz saksofoncusu (Hamlet 1926 – Huntington 1967). Başlangıçta rythm and blues orkestralarında çalıştı; King Kolax, Eddie Vinson, Big Maybelle gibi şarkıcılara eşlik etti. 1948’de be-bop’çı Howard McGhee ve Philly Joe Jones ile çaldı. Daha sonra Dizzy Gillespie’nin (1949), Lonnie Slappery’nin, Earl Bostic’in (1952), Gay Cross’un, Johnny Hodges’un  ve Jimmy Smith’in orkestralarında çalıştı. 1955’te, o sıralar hard-bop yapan Miles Davis beşlisindeki başarısıyla kendini kabul ettirdi. 1957’de Five Spot Café’de Thelonious Monk ile çaldı. Bir süre daha Miles Davis ile çalıştıktan sonra 1960’ta kendi dörtlüsünü kurdu... devamı

JOY DIVISION - Punk'ın İngiltere'yi işgal ettiği dönemde, post-punk döneminin ilk grubu olarak adlandırabileceğimiz Joy Division; 80'li yıllarda yaptığı müzikte, öfke ve enerji yerine durum analizleri ve ifade zenginliğini kullanıyor, alternatif müziğin melankolik tarafının yükseldiğine işaret ediyordu... devamı

LOU REED - Lewis Allen Reed, 2 Mart 1942 yılında New York'ta dünyaya geldi. Bir çok lise grubuyla birlikte çaldıktan sonra Reed ilk albüm çalışmasını 1957 yılında Shades'le gerçekleştirdi. 'So Blue' parçası zamanın önemli dj'lerinden Murray The K tarafından çalınmış olsa da yine o zaman çıkan pek çok single gibi yok olup gitmiştir... devamı

MANIC STREET PREACHERS - Manic Street Preachers; 1991 yılında Gallerden başını çıkarıp kendini gösterdiğinde politik duruşlarının koyu makyajlarıyla birleştiği "Generation Terrorists" yayınlanmış ve oldukça kafaları karıştırmıştı. 1991 yılı trip-hop'un yayılmaya başladığı bir dönemdi ve Manic Street Preachers'ın elinde sıkı sıkı tuttuğu Clash albümlerinden etkilenmezse olmaz dedirtecek tavırları bu yeni türün içinde kendine yer bulamayanlar için eskiye kaçabilmelerine yol gösterecek nitelikteydi... devamı

MANU CHAO  - 1980 yılının ortalarına doğru; 26 Haziran 1961'de Paris'te doğup büyüyen fakat aslında İspanya kökenli, etkili gazetelerden Le Monde'un yazarı Ramon Chao'nun oğlu olan Manu Chao adıyla tanıdığımız Manuel Chao ve kimi biografilerde Oscar Tramor, kuzeni Santiago Casariego ile birlikte kendileri gibi olan müzisyenleri de yanlarına alarak "Hot Pants" adında bir grup kurdular... devamı

MASSIVE ATTACK  - Massive Attack’in müziğini, soulla hip-hop’un, reggea’nin ve rock’ın mixlenmesinden ortaya çıkan bir tarz olarak tanımlayabiliriz. Grubun daimi elemanlarında 3D adıyla bilinen Robert Del Naja, Massive Attack’in üyesi olmadan önce bir graffiti sanatçısıydı ve sanatını yaptığı eserlerinden dolayı tutuklanıncaya kadar da devam ettirdi... devamı

MILES DAVIS  - Amerikalı caz trompetçisi (Alton, Ilinois, 1926 – Santa Monica, California, 1991). Çok gençken Parker ile birlikte çaldı (1947-1949). Daha sonra kurduğu on kişilik orkestrayla Royal Roost’ta çalıştı. “Capitol” firması için gerçekleştirdiği kayıtlarla “cool” akımını başlattı. 1950’den başlayarak Soonny Rollins, Thelonious Monk, Milt Jackson gibi dönemin en iyi cazcılarıyla birlikte küçük topluluklarda çaldı... devamı

MORPHINE  - Morphine; müzik dünyasında blues ve rock'n roll müziğini gitarlarla eşlik etmeden su yüzüne çıkartan, yani eşine az rastlanan gruplardan biri. Gitar riflerini kullanmadan üçlü iki telli basları, kısık sesli saksafonları ve ironik olarak ayırt edilebilinen vokalleri kullanıyorlar. 90'li yıllarda Morphine özellikle Amerika'da başta kolej radyolarında sıkça yer verilen parçaları ve olumlu eleştirilerin de yardımıyla hatrı sayılır bir izleyici kitlesini kendine bağladı... devamı

MORRISSEY  - 22 Mayıs 1959 yılında Manchester’da dünyaya gelen Steven Patrick Morrissey, çocukluk yıllarını kitaplarının içinde geçirdi. Kendi deyimiyle bir çocuk olarak her şeyi küçük görüyordu. Morrissey’in edindiği ilk albüm ise altı yaşında aldığı Marianne Faithfull’a ait olan “Come Stay With Me”ydi. Morrissey henüz 7 yaşındayken Moors Murders olarak kayıtlara geçen Myra Hindley ve Ian Brady tarafından bir kaç çocuk vahşice öldürülüp Lancashire düzlüğüne gömüldü. (Kasım 1963 – Ekim 1965) Bu olaydan oldukça etkilenen Morrissey ilerleyen yıllarda ‘Suffer Little Children’ adındaki parçayı yazdı... devamı

NEW ORDER  - Joy Division'ın 'Closer' albümünü tamamlaması ve Amerika turnesine çıkma kararı almasının ardından 18 Mayıs 1980 tarihinde evinde ölü bulunan solist Ian Curtis'le yolun sonuna gelen Joy Division'ın küllerinden doğan New Order; Mart 1981 tarihiyle Joy Division'la geldikleri yola, aralarına Gillian Gilbert'ı da alarak devam etme kararı aldı. Bu yeni oluşumda solist Bernard Sumner'dı. Mart 1981 tarihi ise grubun ilk single'ı 'Ceremony'nin piyasaya çıkmasına denk düşüyor. Single'dan bir kaç ay sonra ise ilk albüm "Movement" müzik marketlerdeki yerini aldı... devamı

NICK CAVE  - Nicholas Edward Cave, 22 Eylül 1957’de Avustralya-Wangaratta’da doğdu. Eğitimi için Melbourne’a gittiğinde Cave, daha sonra ilk gurubu olacak “The Boys Next Door”un üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew ve Phil Calvert’le tanıştı. Ayrıca burada daha sonra hayatının aşkı olduğunu söylediği Anita Lane ile de tanıştı. Ve onun için ilk romanını yazdı... devamı

ORNETTE COLEMAN  - Amerikalı caz saksofoncusu (Fort Worth 1930). Sanat yaşamının ilk yıllarında rythm and blues orkestralarında çaldı ve şarkıcı Clarence Samuels’e eşlik etti (1949). 1953’te Don Cherry ile tanıştı, birlikte ilk kayıtlarını 1958-59’da yaptılar. John Lewis’in desteğine rağmen güç bir dönem yaşadı. 1962-64 arasında müzikle ilgilenmedi. 1965 ve 1966’da Avrupa’da, üç kişilik kendi topluluğuyla konserler verdi... devamı

PINK FLOYD  - Pink Floyd müzik hayatına ilk atıldığında gitarda Dave Gilmour' ın yerine Syd Barrett yer alıyordu, grubun diğer elemanları hiç değişmedi. Roger Keith (Syd) Barrett, Ocak 1946' da İngiltere'nin üniversite şehri Cambridge' de doğdu. Gilmour ve Waters ile birlikte Cambridge High Scholl for Boys' a devam etti. Londra' ya gelerek resim öğreniminin yanısıra gitar çalmayı da öğrendiği Camberwell School of Art' a devam etti. Okulda tanıştığı kendisi gibi resim öğrencisi olan Dave Gilmour ile bir ikili oluşturarak Geoff Mott and The Mottos, Yhe Hollering Bluse gibi çeşitli gruplarla çalıştı... devamı

PJ HARVEY  - Alternatif müziğin büyük bir çıkış yaptığı 90’lı yılların başında, bir çok bayan vokal ve şarkı sözü yazarı yükselişe geçmişti. Fakat bunlardan Polly Jean Harvey gibi çok az isim övgüye değer görüldü. Yaptığı 3 albümle Harvey, 90’lı yılların bireysel ve en etkili şarkı sözü yazarlarından biri oldu... devamı

PORTISHEAD  - Türkçe’de “Kara Film” adıyla da bilinen “Film Noir” hakkında herkes bir şeyler duymuştur. Portishead’in de sinematik sound’unu en yerinde tanımlayacak kelimede, noir müzik olacaktır. Grup, kendini belirli bir müzik tarzına ait edilmesini istemiyor. Buna rağmen İngiliz basını onları; Trip – Hop kategorisine sokuyor... devamı

R.E.M.  - R.E.M, son yirmi yıldır müzik dünyasında adından en fazla bahsettiren gruplardan biri. Yaptıkları bağımsız çalışmalarıyla Amerika’da “Alternatif” rock gruplarının oluşmasını sağlamış, yeni nesil rock gruplarına ilham verdi... devamı

RED HOT CHILI PEPPERS  - Red Hot Chili Peppers 1983 yılında California’da Fairfax Lisesi öğrencilerinden Anthony Kiedis ve Flea tarafından kurulmuştur diyebiliriz. Aynı liseden arkadaşları olan ve “What Is This” adlı bir grupta müzikal hayatlarını sürdüren; Jack Irons ve Hillel Slovak’ı da gruplarına dahil eden ikili ilk konserlerini  “Tony Flow and the Miraculously Majestic Masters of Mayhem” adıyla Rhytm Lounge’da verdiler... devamı

ROLLING STONES  - Rock'n Roll terimini tarif etmek için kullanılan bir isim olan Rolling Stones aynı zamanda 30 yıllık geçmişiyle dünya rock tarihinin en uzun soluklu grubu olmayı da başardı. Rolling Stones, Dartford'da okul arkadaşı olan Mick Jagger ve Keith Richards tarafından kuruldu. İkiliye daha sonra piyanist Ian Stewart ve blues gitaristi Brian Jones'da katıldı. 1960'lı yılların sonunda Rolling Stones kendini dünyanın en büyük Rock'n Roll grubu olarak adlandırıldığında grup çoktan bu sıfatı kendine yakıştırmıştı... devamı

SEX PISTOLS  - Sex Pistols'ın hikayesi, 1972 yılında gitarda Steve Jones davulda Paul Cook'un, okul arkadaşları ve grubun solisti olan Warwick Nightingale ile birlikte "Swankers" adıyla Londra'da; King's Café'de çıkmalarıyla başladı diyebiliriz. Grup, Jones'un etraftan çaldığı enstrümanlarla müzikal hayatına başladı... devamı

THE CURE  - The Cure; “Easy Cure” adıyla; Crawley, Sussex’de ki St Wilfrid’s Comprehensive okulunda öğrenci olan Robert Smith (solist) ve okul arkadaşları, Michael Dempsey (bas) ve Laurence ‘Lol’ Tolhurst’dan (davul) oluşan bir ekiple 1976 yılında kuruldu. Punk’ın ilk alevlendiği yıllarda grup kendine uygun bir çıkış yolu bulduğunda, Albert-Camus’den esinlendikleri ‘Killing An Arab’ın da içinde olduğu albüm “The Peel Session”ı bağımsız bir plak şirketi olan Small Wonder Records’tan 1978 yılının ortalarında yayınladı. Bu parçayla grup; prodüktör ve Fiction Record’un müdürü Chris Parry’nin dikkatini çekmeyi başardı... devamı

THE DOORS  - Jim Morrison daha dört yaşındayken ailesiyle birlikte New Mexico otoyolunda ilerlerken kaza yapıp ters dönmüş olan bir kamyon ve yolun kenarında ölmek üzere olan yaralı Pueblo yerlilerini görür ve gördüğü bu manzaradan çok etkilenir. Daha sonra arkadaşlarını ölen Kızılderili'nin ruhunun kendi ruhuna geçtiğini söyleyecektir. Bu hikaye daha sonra The Doors ve Jim Morrison'la ilgili bir çok yerde kullanılacak (Yönetmenliğini Oliver Stone'un yaptığı The Doors filmide dahil olmak üzere) bununla birlikte bu hikaye Jim Morrison'ın rock'n roll tarihi içinde neden en karizmatik ve mitolojik kahramanlarından biri olduğunun da açıklanmasını sağlayacaktır. Ray Manzarek, Morrison için 'O bir şamandı, o bir elektrik şamandı' diyor... devamı

THE SMITHS  - Smiths, 80'li yılların; belki de tüm zamanların en kusursuz Indie-Rock grubu hatta Indie-Rock kavramının öncüsüdür. Grup; 1982 yılının baharında Manchester - İngiltere'de Mirror için eleştiriler yazan ve bir türlü başarı elde edemeyen müzük gruplarının kurucusu olan gitarist Johnny Marr'ın (John Maher,31 Ekim 1963) kendine iyi bir şarkı sözü yazarı ararken Morrissey adıyla bilinen Steven Patrick Morrissey'e (22 Mayıs 1959) bir grup oluşturma fikrini götürmesiyle kuruldu... devamı

TINDERSTICKS  - Nottingham’lı grup Tindersticks, ilk olarak “Asphalt Ribbons” olarak kuruldu. Grup, vokalde Stuart Staples, keyboard’da David Boulter ve Dickon Hinchcliffe’den oluşuyordu. Bu elemanlarla birlikte gitarda Neil Fraser, basta Mark Cornwill ve davulda Al McCauley 1992 yazında Tindersticks’i oluşturdu. Bu elemanlar grubu oluşturduklarında planladıkları, yapmak istedikleri müziği yaratmaktı. Eğer insanlar bundan hoşlanmayacak olursa bu onları sorunuydu. İnsanların zevkine göre müzikal kalitelerinden ödün vermeyeceklerdi. Bu düşünceyle çıktıkları yollarında ilk singleları ‘Patchwork’ü piyasaya sürdüler. ‘Patchwork’ü, ‘Marbles’, ‘A Marriage Made In Heaven’ takip etti. Daha sonra grup, This Way UP plak şirketiyle anlaştı ve 1993 yılında ilk Tindersticks albümü piyasaya çıktı... devamı

TOM WAITS  - Başarılı bir müzisyen, aktör ve filmler için besteler yapan bir sanatçı.Tom Waits’in hiç bir zaman kar amacı güden bir çalışması olmadı. Yaptığı besteler, genelde farklı kişilerin bu parçalarına yaptığı yorumlar sayesinde tanındı. Waits’in büyük bir hayran kitlesi var fakat buna rağmen turneye çıkmıyor. Sanatçının, şarkı sözlerinde dikkat çeken keskin zekası onu, kendine özgün bir kategorinin içine sokuyor... devamı

TORI AMOS  - 22 Ağustos 1963’te dünyaya gelen ve gerçek adı Myra Ellen Amos olan Tori, henüz doğru düzgün cümle kuramazken beste yapabiliyor, sadece 1 kez duyup sevdiği herşeyi çalabiliyordu. 2,5 yaşında piyano çalmaya başladı ve 5 yaşında da “harika çocuk” olarak Baltimore’daki Peabody Enstitüsü’ne girdi. Ancak John Lennon ve The Doors’un şarkılarını kulaktan çalması nedeniyle okuldan atıldı. Peabody Enstitüsü’ne tekrar girmeye çalışıp başarısız olunca, Amos Washington D.C.’deki barlarda çalmaya başladı... devamı

U2  - U2’nun hikayesi; 1976 yılında Dublin’deki “Mount Temple School”da öğrenci olan 14 yaşındaki Larry Mullen, Jr’ın okulun panosuna grubu için müzisyenler aradığına dair duyuruyu asmasıyla başladı diyebiliriz. Aynı gün Mullen’in evinde toplanan 5 kişi; Mullen (bateri), Adam Clayton (bas), Bono Vox yani kısaca Bono (vokal) takma ismine sahip olan Paul Hewsen ve daha sonra The Edge takma adını alacak Dave Evans (gitar, piyano); birlikte Feedback adlı grubu oluşturdular. Dave’in erkek kardeşi Dick’de kısa bir süre Feedback’de gitar çaldı... devamı

VIOLENT FEMMES  - Günümüzün hevesli yeni punk gruplarından Green Day gibi bir çok gruba ön ayak olan Violent Femmes 1980'li yılların en önemli gruplarından biridir diyebiliriz. Amerika'da Violent Femmes hakkında yazı yazan gazetecilerin hemen hepsinin "sokak müzisyeni" anlamına gelen "Buskers" sıfatını kullandığı grup, gitar ve vokalde Gordon Gano ( 7 Haziran 1963 - New York), bas gitarda Brian Ritchie ( 21 Kasım 1960 - Milwaukee, Wisconsin) ve perküsyonda Victor DeLorenzo ( 25 Ekim 1954 - Racine, Wisconsin)'dan oluşuyor. ... devamı