| BİYOGRAFİLER |
| Aşağıdaki yazıların tamamı
yazarlarının izni ile yayınlanmaktadır. |
| BJÖRK -
Müzik
dünyasına Björk adıyla giriş yapan Björk Gudmundsdottir hayatının büyük
bir kısmını sınıflandırılmış bir müzik türüne ait olmamak için
deneysel ve sanatsal müzik çalışmaları yaparak geçirdi. Onu
sadece çıkardığı solo albümleriyle tanıyanlar daha önce üç farklı
grupla çalışmalarda bulunup albüm çıkardığını öğrendiklerinde biraz
şaşırabilirler... devamı |
| BELLE &
SEBASTIAN -
Adını 60’lı yıllarda
Fransız televizyonlarında yayınlanan, dağlarda yaşayan bir çocuk ve
onun köpeğini konu alan bir çizgi filmden alan Belle & Sebastian,
1996 yılının başlarında Glasgow, İskoçya’da bir café’de kuruldu... devamı |
| BLUR -
Blur’ün hikayesi;
1980’li yılların sonunda, Damon Albarn ve Graham Coxon’un; Essex,
Cochester’deki Stanway Comprehensive School’da, okul korosunda
tanışmalarıyla başladı diyebiliriz. Blur; indie pop’la acid jazz’ın
birleşiminden oluşan bir müzik tarzını benimsedi. Brit-Pop klasmanına
sokabileceğimiz grubun kurucuları; Damon Albarn’da, Graham Coxon’da
müzikle daha çok küçük yaştayken tanıştılar... devamı |
| CALEXICO -
Calexico; 80 ve 90'lı
yıllarda, zamanlarının büyük bir çoğunu; Barbara Manning, Victoria
Williams, Lisa Germano, Richard Buckner gibi sanatçılarla ve grupları
Giant Sand'la çalışarak geçiren, bateride, ksilofonda, klavyede,
perküsyonda ve akordiyonda John Convertino; bas gitarda, gitarda,
çelloda, loop akordiyonda, klavyede ve vokalde Joey Burns tarafından
1996 yılında kuruldu... devamı |
| COLDPLAY -
Bu, tutku üzerine bir
öykü. Ünlü olmak ya da televizyon için yeni reklam müzikleri yapmak
yerine; mükemmel şarkılar yazmak, gerçek bir içtenlikle ve hırsla
müzik yapmak için bir grup kuran dört kişi hakkında. Solist Chris
Martin: “Yapmacık olmadan dikkat çekebilecek, patlama yaratmadan
çarpıcı olabilecek ve şımarmadan insanları coşturabilecek bir
alternatif olduğunu söylemeye çalışıyoruz. Bazen durgun insanlar gibi
davrandığımız için bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor gibi görünmek zor
oluyor, fakat ruhsuz saçmalıklara karşı bir tepki olmak istedik.” diyor... devamı |
| DEPECHE MODE -
Depeche Mode,
synthesizerları ve klavyeleri meşhur eden gruplardan biridir, ama
muhtemelen şu ana kadarki en popüler ve başarılı olanı! Basildon/Essex
li Andy Fletcher (d. 8 temmuz, 1960) Vince Clarke (d. 3 temmuz 1961) ve
Martin Gore (d. 23 Temmuz, 1961) dan oluşan grup, gariptir ki ilk önce
bir rock grubu olarak doğdu. Kendilerini "Composition of Sound" (Sesin
Bestesi) diye adlandırdıktan yakın zaman sonra gitar rock tan, 80lerin
popüler sound’u olan bol synthesizer’lı elektronik müziğe geçiş yapmaya
karar verdiler... devamı |
|
DUKE ELLINGTON -
Edward Kennedy, “Duke”
denir). Amerikalı caz piyanocusu, bestecisi ve orkestra yöneticisi
(Washington 1899 – New York 1974). İlk orkestrasını (Washingtonians)
1924’te kurdu. 1927 – 1932 arasında Harlem’deki Cotton Club’ın
solocusuydu. Burada geliştirdiği “jungle” denilen üslup büyük ilgi
gördü. 1933’te çıktığı ilk Avrupa turnesinden sonra caz müziğini yaymak
amacıyla tüm dünyayı dolaştı. Çok verimli bir besteci olan Duke
Ellington, virtüöz değildi, ama büyük bir piyanocuydu... devamı |
| ELVIS COSTELLO
- Elvis Costello'nun ilk albümü 1977
yılında yayınlandığında sanatçının sinik ve asi tavrı onu punk ve new
wave patlamasının içine sürüklemişti. 'My Aim Is True' gelişigüzel
dinlendiğinde Costello'nun punk'larla olan bağının yine kendisinin
kontrol edemediği tutkusu olduğu görülüyordu. Bununla birlikte Costello
müziğini icra ederken Tin Pan Alley Pop'undan, reggea'ye ve daha bir
çok müzik türüne de açık bir tutum sergilemişti. Tüm kariyeri boyunca
yaptığı müzikal eklektizmi aynı acımasız şarkı sözleri gibi tüm
albümlerinde ayırt edilebilir bir özellik oldu... devamı |
| ERIC DOLPHY
- Amerikalı caz
flütçüsü, alto saksofoncusu ve bas klarinetçisi (Los Angeles 1928 -
Berlin 1964). Sanat yaşamına Buddy Colette ile çalarak başladı. Daha
sonra Chico Hamilton'un beşlisine katıldı. 1959'da, birlikte Antibes
Festivali'ne katıldığı Charles Mingus'un orkestarasında çalması,
Dolphy'ye ün sağladı... devamı |
| IGGY POP - Gerçek adı
James Jewell Osterberg olan “Punk’ın Büyükbabası” Iggy Pop, 21 Nisan
1947’de Amerika – Michigan dünyaya geldi. James çok utangaç,
sınavlarından her zaman iyi notlar alan bir çocuktu. Boş vakitlerinde,
1964 yılında katıldığı “Iguanas” adlı yerel bir rock grubunda davul
çalıyordu. 1966 yılında okulundan başarılı bir şekilde mezun olan James
bir gün ailesiyle birlikte arabada giderken radyoda Elvis’i duydu
ve “Buna müzik denemez, ben daha gerçekçi bir şeyler yapmalıyım”
dedi... devamı |
| JEFF BUCKLEY - 1966 yılında Kaliforniya'da kült
şarkı sözü yazarlarından Tim Buckley'nin oğlu olarak dünyaya gelen Jeff
Buckley müzik dünyasının en başarılı ve akıllıca yazılmış şarkı
sözlerine imza atarak benzerlerinden kendini ayırabilmiş ender
rastlanan kişiliklerden biridir. Müzik dünyasına aslında lise
yıllarında girmiş olsa da kendini ispatlayabilmesi 1990 yılında New
York'un avant-garde camiasına girmesiyle gerçekleşti. New York'la
tanışmadan önce Los Angeles'a müzik okumaya gitti ve burada da
Shinehead başta olmak üzere bir çok jazz ve funk grubuyla çalıştı... devamı |
| JOHN COLTRANE - Amerikalı caz saksofoncusu (Hamlet
1926 – Huntington 1967). Başlangıçta rythm and blues orkestralarında
çalıştı; King Kolax, Eddie Vinson, Big Maybelle gibi şarkıcılara eşlik
etti. 1948’de be-bop’çı Howard McGhee ve Philly Joe Jones ile çaldı.
Daha sonra Dizzy Gillespie’nin (1949), Lonnie Slappery’nin, Earl
Bostic’in (1952), Gay Cross’un, Johnny Hodges’un ve Jimmy
Smith’in orkestralarında çalıştı. 1955’te, o sıralar hard-bop yapan
Miles Davis beşlisindeki başarısıyla kendini kabul ettirdi. 1957’de
Five Spot Café’de Thelonious Monk ile çaldı. Bir süre daha Miles Davis
ile çalıştıktan sonra 1960’ta kendi dörtlüsünü kurdu... devamı |
| JOY
DIVISION - Punk'ın İngiltere'yi işgal ettiği
dönemde, post-punk döneminin ilk grubu olarak adlandırabileceğimiz Joy
Division; 80'li yıllarda yaptığı müzikte, öfke ve enerji yerine durum
analizleri ve ifade zenginliğini kullanıyor, alternatif müziğin
melankolik tarafının yükseldiğine işaret ediyordu... devamı |
| LOU REED - Lewis Allen Reed, 2 Mart 1942
yılında New York'ta dünyaya geldi. Bir çok lise grubuyla birlikte
çaldıktan sonra Reed ilk albüm çalışmasını 1957 yılında Shades'le
gerçekleştirdi. 'So Blue' parçası zamanın önemli dj'lerinden Murray The
K tarafından çalınmış olsa da yine o zaman çıkan pek çok single gibi
yok olup gitmiştir... devamı |
| MANIC STREET
PREACHERS - Manic Street Preachers; 1991
yılında Gallerden başını çıkarıp kendini gösterdiğinde politik
duruşlarının koyu makyajlarıyla birleştiği "Generation Terrorists"
yayınlanmış ve oldukça kafaları karıştırmıştı. 1991 yılı trip-hop'un
yayılmaya başladığı bir dönemdi ve Manic Street Preachers'ın elinde
sıkı sıkı tuttuğu Clash albümlerinden etkilenmezse olmaz dedirtecek
tavırları bu yeni türün içinde kendine yer bulamayanlar için eskiye
kaçabilmelerine yol gösterecek nitelikteydi... devamı |
| MANU CHAO - 1980 yılının ortalarına doğru; 26
Haziran 1961'de Paris'te doğup büyüyen fakat aslında İspanya kökenli,
etkili gazetelerden Le Monde'un yazarı Ramon Chao'nun oğlu olan Manu
Chao adıyla tanıdığımız Manuel Chao ve kimi biografilerde Oscar Tramor,
kuzeni Santiago Casariego ile birlikte kendileri gibi olan müzisyenleri
de yanlarına alarak "Hot Pants" adında bir grup kurdular... devamı |
| MASSIVE
ATTACK - Massive Attack’in müziğini, soulla
hip-hop’un, reggea’nin ve rock’ın mixlenmesinden ortaya çıkan bir tarz
olarak tanımlayabiliriz. Grubun daimi elemanlarında 3D adıyla bilinen
Robert Del Naja, Massive Attack’in üyesi olmadan önce bir graffiti
sanatçısıydı ve sanatını yaptığı eserlerinden dolayı tutuklanıncaya
kadar da devam ettirdi... devamı |
| MILES DAVIS - Amerikalı caz trompetçisi (Alton,
Ilinois, 1926 – Santa Monica, California, 1991). Çok gençken Parker ile
birlikte çaldı (1947-1949). Daha sonra kurduğu on kişilik orkestrayla
Royal Roost’ta çalıştı. “Capitol” firması için gerçekleştirdiği
kayıtlarla “cool” akımını başlattı. 1950’den başlayarak Soonny Rollins,
Thelonious Monk, Milt Jackson gibi dönemin en iyi cazcılarıyla birlikte
küçük topluluklarda çaldı... devamı |
| MORPHINE - Morphine; müzik dünyasında blues ve
rock'n roll müziğini gitarlarla eşlik etmeden su yüzüne çıkartan, yani
eşine az rastlanan gruplardan biri. Gitar riflerini kullanmadan üçlü
iki telli basları, kısık sesli saksafonları ve ironik olarak ayırt
edilebilinen vokalleri kullanıyorlar. 90'li yıllarda Morphine özellikle
Amerika'da başta kolej radyolarında sıkça yer verilen parçaları ve
olumlu eleştirilerin de yardımıyla hatrı sayılır bir izleyici kitlesini
kendine bağladı... devamı |
| MORRISSEY - 22 Mayıs 1959 yılında Manchester’da
dünyaya gelen Steven Patrick Morrissey, çocukluk yıllarını kitaplarının
içinde geçirdi. Kendi deyimiyle bir çocuk olarak her şeyi küçük
görüyordu. Morrissey’in edindiği ilk albüm ise altı yaşında aldığı
Marianne Faithfull’a ait olan “Come Stay With Me”ydi. Morrissey henüz 7
yaşındayken Moors Murders olarak kayıtlara geçen Myra Hindley ve Ian
Brady tarafından bir kaç çocuk vahşice öldürülüp Lancashire düzlüğüne
gömüldü. (Kasım 1963 – Ekim 1965) Bu olaydan oldukça etkilenen
Morrissey ilerleyen yıllarda ‘Suffer Little Children’ adındaki parçayı
yazdı... devamı |
| NEW ORDER - Joy Division'ın 'Closer' albümünü
tamamlaması ve Amerika turnesine çıkma kararı almasının ardından 18
Mayıs 1980 tarihinde evinde ölü bulunan solist Ian Curtis'le yolun
sonuna gelen Joy Division'ın küllerinden doğan New Order; Mart 1981
tarihiyle Joy Division'la geldikleri yola, aralarına Gillian Gilbert'ı
da alarak devam etme kararı aldı. Bu yeni oluşumda solist Bernard
Sumner'dı. Mart 1981 tarihi ise grubun ilk single'ı 'Ceremony'nin
piyasaya çıkmasına denk düşüyor. Single'dan bir kaç ay sonra ise ilk
albüm "Movement" müzik marketlerdeki yerini aldı... devamı |
| NICK CAVE - Nicholas Edward Cave, 22 Eylül
1957’de Avustralya-Wangaratta’da doğdu. Eğitimi için Melbourne’a
gittiğinde Cave, daha sonra ilk gurubu olacak “The Boys Next Door”un
üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew ve Phil Calvert’le tanıştı. Ayrıca
burada daha sonra hayatının aşkı olduğunu söylediği Anita Lane ile de
tanıştı. Ve onun için ilk romanını yazdı... devamı |
| ORNETTE
COLEMAN - Amerikalı caz saksofoncusu (Fort
Worth 1930). Sanat yaşamının ilk yıllarında rythm and blues
orkestralarında çaldı ve şarkıcı Clarence Samuels’e eşlik etti (1949).
1953’te Don Cherry ile tanıştı, birlikte ilk kayıtlarını 1958-59’da
yaptılar. John Lewis’in desteğine rağmen güç bir dönem yaşadı. 1962-64
arasında müzikle ilgilenmedi. 1965 ve 1966’da Avrupa’da, üç kişilik
kendi topluluğuyla konserler verdi... devamı |
| PINK FLOYD - Pink Floyd müzik hayatına ilk
atıldığında gitarda Dave Gilmour' ın yerine Syd Barrett yer alıyordu,
grubun diğer elemanları hiç değişmedi. Roger Keith (Syd) Barrett, Ocak
1946' da İngiltere'nin üniversite şehri Cambridge' de doğdu. Gilmour ve
Waters ile birlikte Cambridge High Scholl for Boys' a devam etti.
Londra' ya gelerek resim öğreniminin yanısıra gitar çalmayı da
öğrendiği Camberwell School of Art' a devam etti. Okulda tanıştığı
kendisi gibi resim öğrencisi olan Dave Gilmour ile bir ikili
oluşturarak Geoff Mott and The Mottos, Yhe Hollering Bluse gibi çeşitli
gruplarla çalıştı... devamı |
| PJ HARVEY - Alternatif müziğin büyük bir çıkış
yaptığı 90’lı yılların başında, bir çok bayan vokal ve şarkı sözü
yazarı yükselişe geçmişti. Fakat bunlardan Polly Jean Harvey gibi çok
az isim övgüye değer görüldü. Yaptığı 3 albümle Harvey, 90’lı yılların
bireysel ve en etkili şarkı sözü yazarlarından biri oldu... devamı |
| PORTISHEAD - Türkçe’de “Kara Film” adıyla da
bilinen “Film Noir” hakkında herkes bir şeyler duymuştur. Portishead’in
de sinematik sound’unu en yerinde tanımlayacak kelimede, noir müzik
olacaktır. Grup, kendini belirli bir müzik tarzına ait edilmesini
istemiyor. Buna rağmen İngiliz basını onları; Trip – Hop kategorisine
sokuyor... devamı |
| R.E.M. - R.E.M, son yirmi yıldır müzik
dünyasında adından en fazla bahsettiren gruplardan biri. Yaptıkları
bağımsız çalışmalarıyla Amerika’da “Alternatif” rock gruplarının
oluşmasını sağlamış, yeni nesil rock gruplarına ilham verdi... devamı |
| RED HOT CHILI
PEPPERS - Red Hot Chili Peppers 1983 yılında
California’da Fairfax Lisesi öğrencilerinden Anthony Kiedis ve Flea
tarafından kurulmuştur diyebiliriz. Aynı liseden arkadaşları olan ve
“What Is This” adlı bir grupta müzikal hayatlarını sürdüren; Jack Irons
ve Hillel Slovak’ı da gruplarına dahil eden ikili ilk
konserlerini “Tony Flow and the Miraculously Majestic Masters of
Mayhem” adıyla Rhytm Lounge’da verdiler... devamı |
| ROLLING
STONES - Rock'n Roll terimini tarif etmek
için kullanılan bir isim olan Rolling Stones aynı zamanda 30 yıllık
geçmişiyle dünya rock tarihinin en uzun soluklu grubu olmayı da
başardı. Rolling Stones, Dartford'da okul arkadaşı olan Mick Jagger ve
Keith Richards tarafından kuruldu. İkiliye daha sonra piyanist Ian
Stewart ve blues gitaristi Brian Jones'da katıldı. 1960'lı yılların
sonunda Rolling Stones kendini dünyanın en büyük Rock'n Roll grubu
olarak adlandırıldığında grup çoktan bu sıfatı kendine yakıştırmıştı... devamı |
| SEX PISTOLS - Sex Pistols'ın hikayesi, 1972
yılında gitarda Steve Jones davulda Paul Cook'un, okul arkadaşları ve
grubun solisti olan Warwick Nightingale ile birlikte "Swankers" adıyla
Londra'da; King's Café'de çıkmalarıyla başladı diyebiliriz. Grup,
Jones'un etraftan çaldığı enstrümanlarla müzikal hayatına başladı... devamı |
| THE CURE - The Cure; “Easy Cure” adıyla;
Crawley, Sussex’de ki St Wilfrid’s Comprehensive okulunda öğrenci olan
Robert Smith (solist) ve okul arkadaşları, Michael Dempsey (bas) ve
Laurence ‘Lol’ Tolhurst’dan (davul) oluşan bir ekiple 1976 yılında
kuruldu. Punk’ın ilk alevlendiği yıllarda grup kendine uygun bir çıkış
yolu bulduğunda, Albert-Camus’den esinlendikleri ‘Killing An Arab’ın da
içinde olduğu albüm “The Peel Session”ı bağımsız bir plak şirketi olan
Small Wonder Records’tan 1978 yılının ortalarında yayınladı. Bu
parçayla grup; prodüktör ve Fiction Record’un müdürü Chris Parry’nin
dikkatini çekmeyi başardı... devamı |
| THE DOORS - Jim Morrison daha dört yaşındayken
ailesiyle birlikte New Mexico otoyolunda ilerlerken kaza yapıp ters
dönmüş olan bir kamyon ve yolun kenarında ölmek üzere olan yaralı
Pueblo yerlilerini görür ve gördüğü bu manzaradan çok etkilenir. Daha
sonra arkadaşlarını ölen Kızılderili'nin ruhunun kendi ruhuna geçtiğini
söyleyecektir. Bu hikaye daha sonra The Doors ve Jim Morrison'la ilgili
bir çok yerde kullanılacak (Yönetmenliğini Oliver Stone'un yaptığı The
Doors filmide dahil olmak üzere) bununla birlikte bu hikaye Jim
Morrison'ın rock'n roll tarihi içinde neden en karizmatik ve mitolojik
kahramanlarından biri olduğunun da açıklanmasını sağlayacaktır. Ray
Manzarek, Morrison için 'O bir şamandı, o bir elektrik şamandı' diyor... devamı |
| THE SMITHS - Smiths, 80'li yılların; belki de
tüm zamanların en kusursuz Indie-Rock grubu hatta Indie-Rock kavramının
öncüsüdür. Grup; 1982 yılının baharında Manchester - İngiltere'de
Mirror için eleştiriler yazan ve bir türlü başarı elde edemeyen müzük
gruplarının kurucusu olan gitarist Johnny Marr'ın (John Maher,31 Ekim
1963) kendine iyi bir şarkı sözü yazarı ararken Morrissey adıyla
bilinen Steven Patrick Morrissey'e (22 Mayıs 1959) bir grup oluşturma
fikrini götürmesiyle kuruldu... devamı |
| TINDERSTICKS - Nottingham’lı grup Tindersticks,
ilk olarak “Asphalt Ribbons” olarak kuruldu. Grup, vokalde Stuart
Staples, keyboard’da David Boulter ve Dickon Hinchcliffe’den
oluşuyordu. Bu elemanlarla birlikte gitarda Neil Fraser, basta Mark
Cornwill ve davulda Al McCauley 1992 yazında Tindersticks’i oluşturdu.
Bu elemanlar grubu oluşturduklarında planladıkları, yapmak istedikleri
müziği yaratmaktı. Eğer insanlar bundan hoşlanmayacak olursa bu onları
sorunuydu. İnsanların zevkine göre müzikal kalitelerinden ödün
vermeyeceklerdi. Bu düşünceyle çıktıkları yollarında ilk singleları
‘Patchwork’ü piyasaya sürdüler. ‘Patchwork’ü, ‘Marbles’, ‘A Marriage
Made In Heaven’ takip etti. Daha sonra grup, This Way UP plak
şirketiyle anlaştı ve 1993 yılında ilk Tindersticks albümü piyasaya
çıktı... devamı |
| TOM WAITS - Başarılı bir müzisyen, aktör ve
filmler için besteler yapan bir sanatçı.Tom Waits’in hiç bir zaman kar
amacı güden bir çalışması olmadı. Yaptığı besteler, genelde farklı
kişilerin bu parçalarına yaptığı yorumlar sayesinde tanındı. Waits’in
büyük bir hayran kitlesi var fakat buna rağmen turneye çıkmıyor.
Sanatçının, şarkı sözlerinde dikkat çeken keskin zekası onu, kendine
özgün bir kategorinin içine sokuyor... devamı |
| TORI AMOS - 22 Ağustos 1963’te dünyaya gelen ve
gerçek adı Myra Ellen Amos olan Tori, henüz doğru düzgün cümle
kuramazken beste yapabiliyor, sadece 1 kez duyup sevdiği herşeyi
çalabiliyordu. 2,5 yaşında piyano çalmaya başladı ve 5 yaşında da
“harika çocuk” olarak Baltimore’daki Peabody Enstitüsü’ne girdi. Ancak
John Lennon ve The Doors’un şarkılarını kulaktan çalması nedeniyle
okuldan atıldı. Peabody Enstitüsü’ne tekrar girmeye çalışıp başarısız
olunca, Amos Washington D.C.’deki barlarda çalmaya başladı... devamı |
| U2 - U2’nun hikayesi; 1976 yılında
Dublin’deki “Mount Temple School”da öğrenci olan 14 yaşındaki Larry
Mullen, Jr’ın okulun panosuna grubu için müzisyenler aradığına dair
duyuruyu asmasıyla başladı diyebiliriz. Aynı gün Mullen’in evinde
toplanan 5 kişi; Mullen (bateri), Adam Clayton (bas), Bono Vox yani
kısaca Bono (vokal) takma ismine sahip olan Paul Hewsen ve daha sonra
The Edge takma adını alacak Dave Evans (gitar, piyano); birlikte
Feedback adlı grubu oluşturdular. Dave’in erkek kardeşi Dick’de kısa
bir süre Feedback’de gitar çaldı... devamı |
| VIOLENT
FEMMES - Günümüzün hevesli yeni punk
gruplarından Green Day gibi bir çok gruba ön ayak olan Violent Femmes
1980'li yılların en önemli gruplarından biridir diyebiliriz. Amerika'da
Violent Femmes hakkında yazı yazan gazetecilerin hemen hepsinin "sokak
müzisyeni" anlamına gelen "Buskers" sıfatını kullandığı grup, gitar ve
vokalde Gordon Gano ( 7 Haziran 1963 - New York), bas gitarda Brian
Ritchie ( 21 Kasım 1960 - Milwaukee, Wisconsin) ve perküsyonda Victor
DeLorenzo ( 25 Ekim 1954 - Racine, Wisconsin)'dan oluşuyor. ... devamı |
BRIT ROCK TR - Brit, Indie, Alternative, Post Punk, Punk Rock, Synthpop, Krautrock, New Wave, Progressive, Industrial, Psychedelic, Trip Hop, Drum & Bass, Electronic, Lo-Fi, Downtempo, Ambient, Chill Out, Psychill, World, New Age, Ethnic, Jazz


