VIZZZZZZ
close

ÜST PANEL

Morrissey, Radiohead, Björk, Jeff Buckley, Portishead, Nick Cave
Brit Rock TR
Module Information
  • module position: "cpanel"
  • max width: 600px
  • max height: 260px
Configuration
Use the template configuration to turned off the Top Panel. How does it look? Click here!


BRIT ROCK TR - Brit, Indie, Alternative, Post Punk, Punk Rock, Synthpop, Krautrock, New Wave, Progressive, Industrial, Psychedelic, Trip Hop, Drum & Bass, Electronic, Lo-Fi, Downtempo, Ambient, Chill Out, Psychill, World, New Age, Ethnic, Jazz


KASABIAN "Kasabian"

Gerilla saldırısı

Kasabian dörtlüsü, Britanya'nın alternatif pop rock alanında umut vaat eden ve yükselen yıldızlarından. 


2004'ün en çok ses getiren İngiliz gruplarından Kasabian punk rock'ı, elektroniğin karanlık yüzüyle birleştirmeyi beceriyor

 2004, alternatif pop rock alanında Britanya'nın yılıydı; Franz Ferdinand başta olmak üzere, The Libertines, Razorlight ve daha nicesi yıla damgalarını vurmuştu. Anlaşılan 2005 yılı da çok farklı geçmeyecek. İlk albümlerini bu aralar çıkaracak olan Bloc Party ve Kaiser Chiefs gibi gruplar Franz Ferdinand'ın açtığı yolun inşasına devam edecek gibi.

Ancak bunların arasında başka bir grup var ki, oyuna diğerlerinden bir adım önde başlamış durumda. Adını Charles Manson'un çetesine mensup Linda Kasabian'dan alan Leicester'lı dörtlü, gerek büyük plak şirketi desteği, gerekse yaptıkları müziğin diğer post punk/garaj topluluklarından farklı olması sayesinde şimdiden bayağı bir mesafe almış durumda.

Grubun geçmişi hakkında söylenecek çok fazla bir şey yok aslında. Tom Meighan (vokaller), Sergio Pizzorno (gitar), Christopher Karloff (gitar, klavyeler) ve Chris Edwards'da (bas) oluşan grubun tohumları 1999 yılında Leicester City maçları ve publarda sefil edilen akşamların arasında atılmış. Şarkı yazarının Pizzorno olması sebebiyle aslında grupta vokalist Meighan ile birlikte iki tane asıl adam var. İlk '45'likleri, 'Club Foot'u 2004'ün Mayıs'ında çıkaran grup, bütün yazı festival ve konserlerle geçirip, ilk albümlerinin kayıtlarıyla uğraşmış.

Karanlık ve sert
İngiltere'de Eylül ayında piyasaya verilen ve kendi adlarını taşıyan ilk albümleri "Kasabian", listelerde ilk beşe girmeyi başardı ve bir anda adanın en fazla umut vaat eden gruplarından biri oldu. Albüme bakıldığında ise, dönemdaşlarından ayrı bir yerde olduğunu hemen belli ediyor Kasabian. Şimdiki post punk grupları 80'leri keşfedip bütün dünya ile birlikte "nostaljik" bir tad (ya da karın ağrısı, hangi açıdan baktığınıza bağlı) olarak 80'leri pazarlayadursun, Kasabian referanslarını daha yakın bir geçmişten alıyor. Daha ziyade 90'ların Madchester sedasını araklayıp üzerine bir şeyler koymayı hedefleyen grup, aynı zamanda karanlık ve psychedelic etkileşimler itibarıyla Amerika'nın güncel gruplarından Black Rebel Motorcycle Club ile de büyük benzerlikler taşıyor. Ancak Stone Roses veya Happy Mondays bir yana, özellikle vokal tekniği olarak Oasis etkilerine de rastlamak mümkün. Öte yandan müziğin tüm altyapısı karanlık bir elektronika ve sert hip hop vuruşlarının üzerine kurulmuş. Kısacası, oldukça ilginç.

Albümün ilk şarkısı 'Club Foot' sanki U2'nun "Pop" albümünün hiç yapılmayan karanlık yüzünden bir gerilla savaşçısı gibi. 'Discotheque'den esinlenen bas ve "Uh!" seslerinin agresif, kızgın ve inatçı ellerde çok başka yerlere, derin karanlıklara nüfuz eden sureti gibi. Tam bir kulüp klasiği olabilecek nitelikte (gerçi bizim "club"larımız sadece elektronik müziğe odaklı oldukları için bu tür şeyler çalmaz oralarda). 'Processed Beats' ise bütün bir Madchester döneminin 2000'li yıllara taşınmış bir özeti adeta. 'Reason Is Treason' kendini kolayca bir B.R.M.C. şarkısı olarak yutturabilirken, 'Test Transmission' ise electro psychedelia'nın karanlık örneklerini sunuyor. Grubun ikinci '45'liği olan 'L.S.F.' biraz doldola meyilli yapısıyla ("Haydi! Sırtımız duvara dayandı! Dikkat! Hepimizi öldüreceksiniz!" falan filan..) tribünlere oynayan bir şarkı oluversin, albümün en iyi şarkısı olan 'Cutt Off' grubun hem en iyi yanına hem de en önemli sorununa işaret ediyor. Şarkının harika ve sert vuruşları var, ikinci yarısında klavyelerle çalınan kısım, ölümcül ve bir bütün olarak insanı yerinden oynatan bir şarkı ancak biraz fazla Stone Roses olmuş ve de aslında birçok kişi şu konuda hemfikir olacaktır ki, Ian Brown, Tom Meighan'ı döver!

Arkası sağlam
İyisiyle, kötüsüyle bu grup iş yapar. Çünkü işin içinde başka faktörler de var. En önemlisi, büyük plak şirketi desteği. BMG'ye bağlı olan Kasabian, birleşmeden sonra artık Sony BMG'nin kataloğunda. Bu da şu demek; her festivalde boy gösterebilme olanağı, MTV desteği, radyo desteği, vs. Örnek: Daha grubun adı sanı bilinmezken 'L.S.F.' FIFA 2004 oyununda yer aldı. Bir başka örnek: Sony BMG bünyesindeki her ülke ofisi Kasabian'ı çalışmak zorundaymış. Fena iş değil.

Öte yandan Kasabian'ın gündemi meşgul etmesinin bir nedeni daha var. O da imaj meselesi. Dörtlü, özellikle Tom Meighan, kendini ateşli, tutkulu, kavgacı ve devrimci bir çete olarak görüyor ve göstermeye çalışıyor. Şarkılarından tutun verdikleri demeçlere kadar iletilmeye çalışılan mesaj, "Hadi ayaklanma zamanı"nın türevleri. Kurtarmak istedikleri, öncelikle, rock 'n' roll, sonra da insan ruhu. Bütün albüm ve '45'liklerinin kapağını süsleyen o -gerçekten çok başarılı- harika logo bile bu imajı pekiştiriyor. Özetlemek gerekirse; grubun her attığı adım, her yaptığı şey biraz fazla "planlı" gözüküyor. O yüzden de kesif bir tat bırakmıyor değil grup. Şimdi beni şüpheci olmakla suçlayabilirsiniz, ama 2005 yılındayız ve artık naif, tutkulu ve hayalperest insanlar -kabul edelim ki- ortalıkta pek yok. Olanlar ise daha ziyade kendi kabuklarının içinde, yalnız ve "başarısız" bir hayata mahkum edilmiş durumdalar. Onları ancak sokaklarda görebilirsiniz. MTV ekranlarında değil.

Kasabian/Kasabian/Sony BMG

Mert EMCAN (Radikal)